Google’a Reklam Verip Reklam Yasağını İhlal Eden Avukatlar

Eğer Google sitesine reklam vermek, TBB Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne aykırı değilse diğer avukatlar da reklam versin. Ama eğer Google sitesine para ödeyip arama sonuçlarında üst sırada çıkmak ve bu yolla diğer avukatlar nezdinde haksız rekabette bulunmak Reklam Yasağı Yönetmeliğine aykırı ise İstanbul Barosu Başkanlığı bu avukatlar hakkında derhal disiplin soruşturması açmalıdır.

İnternetteki avukat reklamlarının önlenmesi konusunda yeterli çaba gösterilmediğini veya reklam yasağı yönetmeliğini ihlal eden avukatlar hakkında yeterli hızda ve caydırıcı bir disiplin süreci işletilmediğini düşünüyorum. Zira aşağıda reklam yayınlayan avukatların bazıları hakkında yine aynı şekilde daha önce Google’a reklam verdikleri gerekçesiyle halen devam etmekte olan disiplin soruşturma veya kovuşturmaları olduğu halde hala reklam verme cüretinde bulunmaktadırlar.

Hele henüz 1 yıllık bir avukat olan sivri zekalı bir meslektaşım kendi avukatlık sitesine reklam vermek yerine “danismanavukat”  isminde  paravan bir site kurup reklamları o site üzerinden yayınlamaktadır ki kendisindeki bu özgüven ve yönetmelikleri ihlal etme konusundaki cesaret hayret vericidir. Söz konusu sitedeki telefon numarası arandığında Topo Hukuk Bürosu’nın adı duyulmaktadır. Daha 2015 yılının Ekim ayında ruhsat alan avukat meslektaşımdaki bu cüret gerçekten şaşkınlık vericidir.

 

ceza

bosanma

ceza2
 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

ceza2

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

.

Google’a reklam veren tüm bu avukatların, reklam yasağı ihlali niteliğinde olan bu eylemleri ekran görüntüsü, tutanak ve video çekimi ile delillendirilmiş olup baro başkanlığına yakında sunulacaktır.

Baro ya bu reklamların hukuka uygun olduğunu beyan etmelidir ve diğer avukatlar da Google’a reklam verebilmelidir.

Ya da Baro bu reklamları engellemelidir ama bunu uyarı yöntemiyle değil doğrudan disiplin soruşturması açarak yapmalıdır. Hatta reklamla mücadele için baro bünyesinde ayrı bir görevlendirme dahi yapılabilir.

Aksi takdirde reklam veren avukatlar, reklam vermeyen avukatlara karşı açıkça haksız rekabette bulunmaya devam edecektir.

 

Av. İlker Atamer

OHAL Hukuku

ohal

Olağanüstü hal döneminde çıkartılan KHK’ler kuşkusuz çok farklı alanlarda düzenleme getirmektedir. Ancak bu makale OHAL KHK’lerinin başta Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) olmak üzere ve diğer bir takım özel kanunlardaki düzenlemelerde değişiklik getirmek suretiyle soruşturma ve kovuşturma usül ve işlemlerini değiştiren hükümler değerlendirilecektir.

667 Sayılı KHK

Askeri darbe girişimi nedeniyle ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında hükumet tarafından çıkartılan 667 sayılı ilk KHK’nin Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) getirdiği başlıca düzenlemeler şunlardır:

1- Hakkında suç soruşturması veya kovuşturması ya da idari işlem yapılan kişilerin isimleri pasaport birimine bildirilerek bu kişilerin pasaportları iptal edilecek.

Bu düzenleme ile getirilen amaç hakkında soruşturma açılan veya açılması muhtemel olan ya da hakkında görevden alma ve benzeri idari işlem yapılan kişilerin yurt dışına kaçmasını önlemektir.

2- OHAL süresince gözaltı süresinin üst sınırı 30 gün olacak.

Böylece CMK’da normal suçlarda 24 saat ve toplu işlenen suçlarda en fazla 4 gün olarak belirlenmiş olan gözaltı süresi 30 güne çıkarılmıştır.

3- Hakkında yakalama işlemi yapılan askeri personel askeri inzibata değil polise teslim edilecek.

4- Hakkında soruşturma yapılan kişiler görev veya ünvanına bakılmaksızın ayrımı olmaksızın ifade alma işlemi polis tarafından yapılacaktır.

Böylece Hakimler ve Savcılar Kanunu, Yargıtay Kanunu, Askerlik Kanunu gibi bir takım özel kanunlardaki ifade almaya ilişkin düzenlemeler devre dışı bırakılmıştır.

5- Hakkında tutuklama kararı verilen askeri personel, askeri cezaevinde değil sivil cezaevinde tutulacaktır.

6- Tutuklu ve avukat görüşmelerindeki kısıtlamalar.

Tutuklu olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürülmesi, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirilmesi, bunlara emir ve talimat verilmesi veya yorumlarıyla gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletilmesi ihtimalinin varlığı halinde, Cumhuriyet savcısının kararıyla, avukat ile tutuklu kişiler arasındaki görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, tutuklu ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli hazır bulundurulabilir, tutuklunun avukatına veya avukatın tutukluya verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir. Tutuklunun yaptığı görüşmenin, belirtilen amaçla yapıldığının anlaşılması halinde, görüşmeye derhal son verilerek, bu husus gerekçesiyle birlikte tutanağa bağlanır.  Cumhuriyet savcısının istemiyle tutuklunun avukatlarıyla görüşmesi sulh ceza hakimliğince yasaklanabilir. Yasaklama kararı, tutuklu ile yeni bir avukat görevlendirilmesi için derhal ilgili baro başkanlığına bildirilir. Baro tarafından bildirilen avukatın değiştirilmesi Cumhuriyet savcısı tarafından istenebilir.

7- Tutuklu ve tutuklu yakınlarının görüşme usulü.

Tutuklu olanlar, belgelendirilmesi koşuluyla sadece eşi, ikinci dereceye kadar kan ve birinci derece kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından ziyaret edilebilir. Adalet Bakanlığı ile Cumhuriyet başsavcılığının yetkileri saklıdır. Tutuklular telefonla haberleşme hakkından ancak 15 günde bir ve bu bentte sayılan kişilerle sınırlı olarak 10 dakikayı geçmemek üzere faydalanabilirler.

8- Avukatın hakkında soruşturma nedeniyle görevden yasaklanması.

Baro tarafından atanmış avukat veya özel olarak tutulmuş avukat hakkında bu maddede sayılan suçlar nedeniyle soruşturma ya da kovuşturma bulunması halinde müdafilik görevini üstlenmekten yasaklanabilir. Cumhuriyet savcısının yasaklamaya ilişkin talebi hakkında, sulh ceza hakimliği tarafından gecikmeksizin karar verilir. Yasaklama kararı, şüpheliye ve yeni bir müdafi görevlendirilmesi için ilgili baro başkanlığına derhal bildirilir.

9- İddianamenin okunması

CMK gereği tamamı duruşma esnasında okunması gereken iddianame bakımından özetleme uygulaması getirilmiştir. Böylece ceza mahkemelerinde duruşmanın başlamasından önce iddianame veya iddianame yerine geçen belge okunur ya da özetlenerek anlatılır.

10- Tutukluluğun incelenmesi, tutukluluğa itiraz ve tahliye talepleri dosya üzerinden karara bağlanabilir.

11- Hakim veya mahkemenin uygun gördüğü durumlarda, aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle şüpheli veya sanığın sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir.

12- Bu KHK kapsamında karar alan ve görevleri yerine getiren kişilerin bu görevleri nedeniyle hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu doğmaz.

13- Bu KHK kapsamında alınan kararlar ve yapılan işlemler nedeniyle açılan davalarda yürütmenin durdurulmasına karar verilemez.

 

668 Sayılı KHK

1- Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da yakalama emri düzenlenebilir.

CMK uyarınca bazı istisnai haller dışında sulh ceza hakiminde olan yakalama emri düzenleme yetkisi OHAL kapsamında cumhuriyet savcısına da verilmiştir.

2- Soruşturma kapsamında aranan şüpheliler “kaçak” statüsüne geçirilmiştir.

CMK 247 ve 247’de düzenlenmiş olan “kaçak” statüsünde bazı değişilikler yapılmıştrır ve kaçak ve

3- Tutukluluğa itirazların inceleme süresi 10 güne kadar uzatılmıştır.

CMK 105 uyarınca tutukluluğa itiraz Tutukluluk kararma itiraz edilen sulh ceza hakimliği veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok on gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.
ç) Tahliye talepleri en geç otuzar günlük sürelerle tutukluluğun incelenmesi ile birlikte dosya üzerinden karara bağlanır.
d) Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle arama yapılabilir.
e) Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan bir kişi bulundurulur.
f) Askeri mahallerde hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, Cumhuriyet savcısının katılımı olmaksızın, adli kolluk görevlileri tarafından arama ve elkoyma yapılabilir.
g) Hakkında arama işlemi uygulanan kimsenin belge veya kağıtları adli kolluk görevlileri tarafından da incelenebilir.
ğ) Şüpheli veya sanık ile 5271 sayılı Kanunun 45 inci ve 46 ncı maddelerine göre tanıklıktan çekinebilecek kimseler arasındaki mektup ve belgelere, bu kimselerin nezdinde bulunsa bile elkonulabilir.
h) Hakim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını elk oymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.
ı) 5271 sayılı Kanunun 128 inci maddesi uyarınca yapılacak elkoymaya, maddenin birinci fıkrasında belirtilen rapor alınmadan, sulh ceza hakimliğince karar verilebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da elkoymaya karar verebilir. Hakim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi, beş gün içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar.

i) Avukat bürolarında hakim kararıyla veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının yazılı emriyle, Cumhuriyet savcısının katılımı olmaksızın, adli kolluk görevlileri tarafından arama ve elkoyma yapılabilir. Arama ve elkoyma işlemi sırasında baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat hazır bulundurulur; ancak, 5271 sayılı Kanunun 130 uncu maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uygulanmaz.
j) 5271 sayılı Kanunun 134 üncü maddesi uyarınca bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde yapılacak arama, kopyalama ve elkoyma işlemlerine, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından da karar verilebilir. Bu karar, beş gün içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını elkoymadan itibaren on gün içinde açıklar; aksi halde elkoyma kendiliğinden kalkar. Kopyalama ve yedekleme işleminin uzun sürecek olması halinde bu araç ve gereçlere elkonulabilir. işlemlerin tamamlanması üzerine elkonulan cihazlar gecikme olmaksızın iade edilir.
k) 5271 sayılı Kanunun 135 inci, 139 uncu ve 140 mcı maddeleri uyarınca yapılacak olan iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi ve teknik araçlarla izleme tedbirlerine hakim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilebilir. Cumhuriyet savcısı, kararını beş gün içinde görevli hakimin onayına sunar. Hakim, kararını beş gün içinde açıklar; aksi halde tedbirler kendiliğinden kalkar.
1) Müdafiin dosya içeriğini inceleme veya belgelerden örnek alma yetkisi, soruşturmanın amacını tehlikeye düşürebilecek ise Cumhuriyet savcısının kararıyla kısıtlanabilir.
m) Gözaltındaki şüphelinin müdafii ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının kararıyla beş gün süreyle kısıtlanabilir. Bu zaman zarfında ifade alınamaz.
n) Yürütülen soruşturmalarda Cumhuriyet savcısı bir soruşturma işlemine gerek görmesi halinde soruşturmanın yapıldığı yer sulh ceza hakiminden de karar alabilir.
o) Cumhuriyet başsavcılıkları, soruşturmanın gerekli kılması halinde yargı çevresi içindeki mülki idare amirliklerinden bina, araç, gereç ve personel talebinde bulunabilir.
ö) Bu maddede sayılan suçlarla ilgili olarak, alman bilgilerin doğruluğunun araştırılması bakımından zorunlu görülen hallerde, tutuklu veya hükümlüler yetkili Cumhuriyet savcısının talebi ve sulh ceza hakimliğinin kararı ile geçici sürelerle ceza infaz kurumundan alınabilirler.

671 Sayılı KHK’nin İnfaz Rejimine Etkisi

denetimli-serbestlik

671 Sayılı KHK, Mahkumlara Af mı Getiriyor?

671 Sayılı KHK, özü ve niteliği itibariyle bir af yasası olmasa da henüz cezalarının tamamını çekmemiş olan hükümlülerin belirli şartlarda salıverilmesi nedeniyle bu tür düzenlemeler kamuoyunda ve medyada “af” olarak nitelenmektedir.

16 Ağustos 2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 671 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 20/A ve Geçici 6. maddeleri Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’nun denetimli serbestlik ve koşullu salıvermeye ilişkin hükümlerinde bir takım değişiklikler getirmiştir. Bu kapsamda yalnızca 01.07.2016 tarihinde kadar işlenmiş suçlarda geçerli olmak üzere denetimli serbestlikten yararlanmak için özetle koşullu salıverilmeye 1 yıl kalma şartı 2 yıla çıkartılmış ve koşullu salıverme için cezanın 3’te 2’sinin infaz olma şartı yarısının infaz olması şartına indirilmiştir.

Denetimli Serbestlik ve Koşullu Salıvermede Değişiklik

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A maddesinde yer alan aşağıdaki hükümde yer alan “1 yıl ve daha az” ibaresi “2 yıl ve daha az” olarak değiştirilmiş ve böylece koşullu salıverilmesine 2 yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlüler denetimli serbestlik kapsamında cezaevinden çıkabileceklerdir.

“Açık ceza infaz kurumunda cezasının son 6 ayını kesintisiz olarak geçiren veya çocuk eğitimevinde toplam cezasının 5’te 1’ini tamamlayan ve koşullu salıverilmesine 1 yıl veya daha az süre kalan iyi halli hükümlülerin talebi halinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hakimi tarafından karar verilebilir.”

Buna ek olarak Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunu’nun koşullu salıvermeye ilişkin aşağıda yer alan 107. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “3’te 2’sini” ibaresi “yarısını” olarak değiştirilmiştir.

“Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkum edilmiş olanlar 24 yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkum edilmiş olanlar cezalarının 3’te 2’sini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler.”

Ancak bu düzenlemelerden hükümlülerin tamamı yararlanmayacak olup aşağıda belirtilen suçlardan dolayı hüküm giyenler hariç tutulmuştur:

Denetimli Serbestlik ve Koşullu Salıverme Düzenlemesinden Yaralanamayacak Olanlar

  • Kasten öldürme suçları (TCK madde 81, 82),
  • Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları (TCK madde 86/3a ve 86/3b ve 87),
  • Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (TCK madde 102, 103, 104, 105),
  • Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (TCK madde 132, 133, 134, 135, 136, 137, 138),
  • Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (TCK madde 188),
  • Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (TCK madde 302, 303, 304, 305, 306, 307 ve 308),
  • Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (TCK madde 209, 310, 311, 312, 313, 314, 315 ve 316),
  • Milli Savunmaya Karşı Suçlar (TCK madde 317, 318, 319, 320,321, 322, 323, 324, 325),
  • Devlet Sırlarına Karşı Suçlar ve Casusluk (TCK madde 326, 327, 328, 329, 330, 331, 332, 333, 334, 335, 336, 337, 338 ve 339),
  • Terörle Mücadele Kanunu

kapsamına giren suçlar denetimli serbestlik düzenlemesinden hariç tutulmuş olup bu suçlardan hüküm giyenler ilgili düzenlemelerden yararlanamayacaktır.

Yukarıda er alan infaz kanunun değişikliklerin etkisiyle yaklaşık 38.000 hükümlünün cezaevinden tahliye olması beklenmektedir.

Av. İlker Atamer

Bilişim Avukatı Kime Denir?

bilisim-avukati

Bilişim ve internetin hayatın her alanında daha çok yer kapladığı son yıllarda bilişim ve internet bağlantılı hukuki konu ve uyuşmazlıkların artması “bilişim avukatı” terimini de gündeme getirmiş ve bazı avukatlar da bu sıfatı yaygın şekilde kullanmaya başlamıştır.

Peki bilişim avukatı kime denir? Bilişim avukatı, yalnızca hukuki alanda bilgisi olmayıp aynı zamanda bilişim konusunda gerçek anlamda teknik bilgi sahibi olan ve bunun doğal sonucu olarak bilişim bağlantılı hukuki konularda bilgisi ve uzmanlığı olan kişidir. Bilişim avukatı olmak için herşeyden önce bilişime ilgi duymak ve sadece ilgi duymayıp bu alanda kapsamlı bilgi sahibi olmak da gerekir.

Bu konuda kendimden örnek vermek istiyorum: 1995 yılından beri bilgisayar ve 1996 yılından beri Dial-Up (56K) üzerinden internet kullanan, MS-DOS’un ve Windows 3.1, Windows 95 ve Windows 98”i kullanmış ve bunların ne olduğunu bilen, 5.25 ve 3.5 inch disket kullanmış, Netscape ile surf yapmış, mIRC üzerinden chat yapmış, ICQ kullanmış, 1990’lı yıllarda html kod yazmış ve de “İnternet Mahir”in kim olduğunu bilen birisiyim. Hatta üniversite öğrencilik yıllarımda “hacking” ve “cracking” işleriyle dahi uğraşmış, wordlistin ve brute force’un ne olduğunu uygulamalı olarak öğrenmiş, captcha kodlu sitelerde dahi nasıl brute force yapıldığını bilen,  bazı yazılımların ve Firefox eklentilerinin Türkçe tercümesini hazırlamış, Facebook’un Türkçeleştirme çalışmalarına katılmış, çeşitli forensic yazılımları ile silinen dosyaları geri getirmiş, hard diskimi partisyonlara ayırıp hem Windows hem Linux yüklemiş aynı anda çift işletim sistemli bilgisayar kullanmış, Suse, Ubuntu, Kubuntu, Mandrake (Mandriva), Pardus gibi Linux işletim sistemlerini yükleyip bizzat denemiş, bunun ötesinde  Solaris gibi UNIX işletim sistemlerini dahi test etmiş ve halen iMac cihazımda aynı anda hem Mac OS hem de Windows işletim sistemlerini kullanan birisiyim. Fotoğraf merakımın da etkisiyle uzman düzeyde olmasa bile Photoshop konusunda bilgi sahibiyim. Fotoğraf rötuşlamayı ve Photoshop’un çalışma mantığını bildiğim gibi Photoshop ile neler yapılabileceği konusunda bilgi sahibiyim. Bunların dışında aktif bir WordPress, Facebook, Instagram, Twitter, Skype kullanıcısıyım. Özetle  bilişim ve internet dünyasıyla 20 yılı aşan bir süredir içe içe olan birisiyim. Son olarak her halde R10 ve WMARACI gibi sitelerin aktif üyesi olduğunu da belirtirsem en azından bilişim dünyasının içinde olan kişiler için çok şey ifade edecektir.

bilisim-avukati

Bilişim ve internet alanındaki bilgi ve tecrübelerim nedeniyle bilişim ve internet hukuku alanında 2006’dan beri çalışma yapıyorum ve bilişim hukuku alanına giren çok sayıda davanın takibine ek olarak 10 yılı aşkın süredir bilişim hukuku alanına makale yazma, eğitim verme, konferans ve seminere konuşmacı olarak katılma gibi çok sayıda çalışmam oldu ve uzun süredir web sitesilerine ve bilişim firmalarına da danışmanlık hizmeti vermekteyim. Dolayısıyla bilişim avukatı sıfatını kullanmakta bir sakınca görmüyorum. Ancak bilişim alanında hiçbir bilgisi ya da uzmanlığı olmayan veya bir bilişim hukuku konulu sertifika programına katıldı diye kendisini bilişim avukatı ilan eden kişiler bir kenara, bir web sitesinin nasıl yapıldığını, bilgisayara nasıl format atılacağını, hatta “Shift+Del” veya “Ctrl+Z” gibi temel bilgisayar komutlarından bile haberi olmayan kişilerin “bilişim avukatıyım” iddiasıyla ortaya çıkmasını yadırgıyorum doğrusu…Hele ki bilişim hukuku konulu makalelerimi okuyup yeniden farklı cümlelerle yazan bazı kopyacılarının dahi bilişim avukatı olduğunu iddia etmesine şaşırıyorum.

Bilişim avukatı sıfatını bu kadar cüretkar kullanan ancak bilişim hukuku konusunda kendisine başvuran bir kişinin yaşadığı hukuki problemi açıklamak için kullandığı teknik sözcükleri anlamayan ve bilişim alanında çok da fazla bilgi sahibi olmadığı için hukuki problemi dahi tam olarak analiz edemeyen avukatların varlığını, sonradan bize başvuran müvekkillerimizin anlatımlarından dolayı biliyorum. “Exif”, “kaynak kodu”, “mac adresi”, “VPN”, “Proxy” gibi en basit bilişim kavramlarını dahi hayatında hiç duymamış ve bu konu kendisine anlatıldığına “o nedir” ve “bu ne demek” gibi sorular soran kişilerin bilişim avukatı ünvanını kullanmadan önce tekrar düşünmeleri uygun olacaktır. Hard diskten silinen dosyaları geri getirmek için yazılım kullanmamış, siber suçlar polisinin bu alanda hangi yazılımları kullandığını bilmeyen, disk plakasının çalışma mantığını ve verilerin nasıl yazılıp silindiğini bilmeyen hatta tüm bunlar bir yana bilgisayarı formatlamanın ne olduğunu dahi bilmeyen bir kişi, “bilgisayarı formatladım acaba bilirkişi incelemesinde diskimdeki verileri çıkar mı” sorusuna nasıl cevap verebilir? Bu itibarla bilişim ve internet alanı gerçekten çok teknik bir alan olduğundan bu alana ait hukuki bir konu nedeniyle avukata başvuran kişi eğer avukat bilişimden anlamıyorsa farklı iki dil konuşuyormuş hatta tercümana ihtiyaç varmış gibi hissedecektir. Nitekim bilişim hukuku bağlantılı bir konuyla ilgili bize başvuran müvekkillerimiz görüşme esnasında kullandıkları her türlü bilişim terimini anladığımızı dahası sorduğumuz sorularla bu konuları bildiğimizi hissetirince, adeta yabancı bir ülkede aynı dili konuşan birisine rastlamışcasına seviniyorlar. Özetle bilişim avukatı olmak bilişimle ilgili konularda ilgi ve bilgi sahibi olmaktan geçiyor.

Av. İlker Atamer

İddet süresinin gereksizliği

iddet

İddet süresi, İslam Hukuku kaynaklı bir kavram olup boşanma sonrasında kadının yeniden evlenmeden önce 300 gün (10 ay) beklemesidir. İddet süresinin amacı, boşanan kadının yeniden evlilik yaptıktan sonra doğum yapması halinde çocuğun babasının önceki koca mı yoksa yeni koca mı olduğu konusunda ortaya çıkabilecek bir belirsizliği engellemektir.

İddet süresi gerek 1926 tarihli Medeni Kanun’da gerekse 2002 yılında yürürlüğe giren Medeni Kanun’da yer almıştır. Ancak DNA testi ile çocuğun babasının kolaylık tespit edilebildiği günümüz dünyasında iddet süresi tamamen gereksiz hatta kanaatimce kadına karşı ayrımcılık yapan, kadın erkek eşitliğini ihlal eden hatta kadını aşağılayan bir uygulama haline dönüşmüştür. Nitekim bekleme süresi erkeklere değil yalnızca kadınlara özgüdür ve bu anlamda kadın – erkek eşitliğini ihlal eder ve kadına karşı ayrım içerir. Öte yandan iddet süresini kaldırmak isteyen boşanmış kadınlara mahkemede “iddet süresinin kaldırılması davası” açmak ve mahkemenin verdiği bir üst yazı ile hastaneye gidip hamile olmadıklarına dair rapor almak zorundalar. Üstelik bu amaçla hastaneye gönderilen kadınların koluna damga vurulması gibi insan onurunu aşağılayan uygulamalar görülmüştür.

Gelişmiş ülkelerde ve Batı medeniyetlerinde iddet süresi şeklinde bir hukuki uygulama bulunmamaktadır. Bunun istisnası ABD’dir. Ancal ABD’nin pek çok eyaletinde de boşanma sonrası bekleme süresi yoktur. Yalnızca birkaç eyalette boşanma ardından bekleme süresi mevcut olup bu süre de 3 gün, 30 gün, 60 gün veya en fazla 180 gün civarındadır. Türkiye’deki ve diğer Ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi ABD’de 300 gün bekleme süresi yoktur. Ayrıca ABD’deki bekleme süresi sadece kadınlar için değil aynı zamanda erkekler için geçerlidir. Bundan da anlaşılacağı üzere ABD’deki bekleme süresinin amacı çocuğun nesebi konusunda belirsizliği engellemek değil vatandaşlara boşanma sonrasında bir süre dinlenme ve düşünme fırsatı verip tekrar yanlış bir evlilik yapmalarının önüne geçmektir.

Çocuğun doğduğu zaman itibariyle çocuğun babasın kim olduğu konusunda bir şüphe varsa DNA rtesti ile çocuğun babasın kim olduğunu öğrenmek son derece kolaydır. Bu bakımdan iddet süresi gereksizdir. Üstelik başta kadınlar olmak üzere vatandaşların mağduriyetine yol açmaktadır ve bu nedenle bir yasa değişikliği ile Medeni Kanun’dan derhal çıkartılmalıdır.

Av. İlker Atamer

Kumar ve Bahis Sitelerindeki Dolandırıcılık

online-kumar

Sahte kumar ve kaçak bahis sitelerindeki dolandırıcılık, bilişim avukatı olarak çalışma alanıma girdiğinden dolayı özellikle son birkaç yıldır sıkça gördüğüm ve mağdurlarını gördükçe de üzüldüğüm bir suç tipi. Son yıllarda yayılan ve hileli oyunlar içeren bu tür izinsiz ve illegal siteler, önce kullanıcıların bir miktar küçük kazanç elde etmesini sağlayıp ardından kaybetmesine neden olmakta, kaybetmeyi hazmedemeyen kullanıcı ise kaybını karşılamak için daha çok oynamakta ve daha çok kaybetmektedir.

Bu tür siteleri perde arkasında oynanan gölge oyununa benzetiyorum. Işıltılı ve çekici grafiklerle süslenmiş hatta kurumsal imaj veren bilgisayar ekranı perde işlevini görüyor ve ancak ekranın arkasında herhangi bir ciddi ve güvenilir bir kurum ya da şirket yok. Önce kibar yazışmalar yapan sonra kullanıcıya kızdığı zaman küfür eden birkaç tane cahil kriminal serseri var.

Bu siteler zaten hileli ve illegal olduğundan bankalar sanal pos vermemektedir. İşte bu yüzden dolandırıcılıkta araç olarak kullanılan bu izinsiz bahis ve kumar siteleri sizlere belirli periyotlarla değiştirdikleri bazı kişilerin isim ve banka hesap numaralarını veriyorlar ve sizden hesaba havale veya EFT yoluyla ödeme yapmanızı istiyorlar. Aslında salt bu ayrıntı bile bu sitelerin güvenilmez ve tuzak içeren tehlikeli siteler olduğunu göstermeye yetiyor. Ayrıca TİB de bu sitelere sürekli erişim engelleme kararı veriyor ancak dolandırıcılar alan adlarının sonuna rakam ekleyip aynı siteyi yeniden erişime açık hale getiriyorlar.

Bu tür kaçak bahis ve kumar sitelerinin bir özelliği de kendileri yurt içinde olsa bile sanki yurt dışındaymış gibi sitelerine Malta, Kıbrıs, İngiltere gibi başka ülkelerin adreslerini yazmaları ve sitede yazışma yapan kişilerin de sürekli yurt dışında olduklarına dair vurgu yapmalarıdır. Buradaki amaç dolandırılan ve mağdur edilen kişinin hukuki yoldan hesap soramayacağı sormak istese bile onlara ulaşamayacağına dair bir izlenim yaratmaktır. Bu sitelerin, mağdurları caydırmak için sık kullandığı bir başka yöntem de, eğer hukuki işlem başlatırsa kullanıcının da ceza alacağına dair gerçek dışı propaganda yapmalarıdır. Halbuki kanunlar aslında bu tür izinsiz ve kaçak oyun oynatanları ve onlara aracılık edenleri cezalandırıyor. Oyun oynayanlar için en kötü ihtimal ise yalnız idari para cezası almaktır ve daha ötesi yoktur. İdari para cezası da aynen trafik cezasında olduğu gibi asli sicile işlenmeyen bir ceza türüdür. Kaldı ki uygulamada oyun oynayanlara bu para cezası da kesilmemektedir.

Bu sitelerde oyun oynayan kişileri ise sıcak sobaya elini değdirdiğinde sobanın sıcak ve can yakıcı birşey olduğunu bildiği halle sobayı ellemeye devam eden kişilere benzetiyorum.

Bu sitelerde para kaybedip hukuk büromuza başvuran yüzlerce kişi oldu, en az kaybeden kişinin zararı 20.000 – 30.000 TL iken 1.200.000 TL para kaybedene de rastladık. Biriktirdiği araba parasını veya ev parasını bu sitelerdeki dolandırıcılara kaptıran, elindeki parayı bitirip kredi çeken ve borç aldığı parayı da kaybeden kişilere rastladık, hatta çocuğunu özel okula göndermek için yıllardır biriktirdiği parayı bu sitelerde kaybeden dahası bu siteler yüzünden boşanan kişiler gördük.

Devletin ne yasama ne de yürütme anlamında bu dolandırıcı çetelerle mücadele etmek adına özel bir çaba harcamadığını gördüğüm için şahsi olarak bu dolandırıcılarla mücadele etmek ve biraz olsun insanları aydınlatıp uyarmak adına bu yazıyı yazdım.

Nasıl ki içki zamları ve içkiye getirilen kısıtlamalar yüzünden uyuşturucu kullanımı arttıysa aynı şekilde kumarhanelerin yasaklanması ve legal bahis sitelerdeki oyun kısıtlamaları yüzünden de bu tür dolandırıcı kumar ve kaçak bahis siteleri de artmış durumda. İşin kötü tarafı normal bir kumarhane olsa devlet gerek ruhsat vererek gerekse denetim yaparak bu tür kumarhaneleri denetleyebilme hatta bunlardan vergi alma imkanına sahipken bu tür online sitelerin denetimi mümkün olmadığı gibi buraya akan para trafiğini kontrol etmek bile mümkün değil üstelik tamamen vergisiz ve de kaçak  şekilde çalışmaktalar.

Bu tür kaçak kumar ve kaçak bahis siteleri size para kazandırmak için değil, cebinizde parayı almak için kurulmuş tamamen hileli ve tuzaklı sitelerdir. Bu sitelerde oyun oynayıp kazanma şansınız yoktur. Tesadüfen kazansanız dahi bu siteler size asla kazandığınız parayı ödemez, kumarda veya izinsiz bahiste kazandığınız parayı ödemeyen sitelere karşı da hukuken hiçbirşey yapamazsınız. Dolayısıyla bu tür illegal sitelerde asla oynamayın. Adeta balığa atılan kancalı yem gibi e-mail veya SMS ile gönderilen bonus ve kredi mesajlarına inanıp tuzağa düşmeyin. Eğer kendinize hakim olamıyorsanız kumar bağımlılığından kurtulmak için bir psikiyatristten profesyonel yardım alın.

Av. İlker Atamer

İngiliz Ağır Ceza Mahkemesi İzlenimlerim

Old1

Londa’da yer alan ünlü ağır ceza mahkemesi Old Bailey hala 500 yıllık eski ve çok büyük bir binasında hala adalet dağıtmaya devam ediyor. Adına ve tarihine yaraşır şekilde tarihsel öğelerle dolu çarpıcı bir mimarisi var ve binanın hemen tepesinde elinde kılıç tutan altın renkli adalet tanrıçasının heykeli var.

İstanbul’daki Çağlayan’daki veya Kartal’daki devasa adliyelerimiz gibi hiçbir mimari veya tarihsel özellik taşımayan AVM benzeri bir ucube değil.

Old Bailey’deki tüm duruşmalar vatandaşlara açık ancak duruşmanın tarafı olmayan ve sadece duruşma izlemek için gelen vatandaşlar için ayrı bir giriş noktası var bu noktada çok sıkı bir güvenlik araması yapılıyor ve hiçbir şekilde içeriye fotoğraf makinesi, ses kayıt cihazı, kamera veya cep telefonu sokulmuyor.

Yargıç ve avukatların giydiği siyah cüppeler birbirine son derece benziyor ve ayrıca hem yargıcın hem de avukatların kafasında beyaz peruk bulunuyor. Bu peruk aynen cübbe gibi simgesel bir işlev görüyor.

Güvenlik aramasından geçtikten sonra yukarı çıktığınızda duruşma salonlarının bulunduğu her koridorda ayrı bir görevlinin daha olduğunu ve sizi yönlendirdiğini görüyorsunuz. Görevlilere duruşma izlemek için geldiğimi söylediğimde beni sessiz olmak konusunda uyardıktan sonra izleyicilerin bulunduğu balkonun kapısını açarak içeri aldı. Balkon dedim zira gerçekten tiyatro salonlarındaki balkonlar gibi duruşmayı yukarı noktada bulunan bir balkondan aşağı bakarak izliyorsunuz. Bizdeki duruşma salonlarındaki gibi en arkada değil, duruşmadaki her ayrıntıyı rahatça görebilmeniz için tepeden bakarak duruşmayı izliyorsunuz. Seyircilerin duruşma izlediği bu balkonlar adliyenin inşa edildiği ilk zamanlarda dahi varmış ve yüzyıllardır vatandaşlar duruşmaları bu şekilde yukarı bir noktadan kuş bakışı izliyor.

Duruşma salonunda dikkat çeken ilk noktalardan biri duruşma salonunun farklı yapısı. Yargıç kürsüsünün hemen sağında tanık kürsüsü ve solunda ise 6 kadın ve 6 erkekten oluşan jüri heyeti bulunuyor. Eskiden 12 juri üyesinin tamamı erkeklerden oluşurken daha sonra kadın-erkek eşitliği getirilmiş. Avukatların bulunduğu kürsü ise tam ortada hemen yargıç kürsüsünün önünde bulunuyor.

Old2

Avukatlar hakime “lord” şeklinde hitap ediyor ve konuşurken mutlaka ayağa kalkıyorlar. Ancak hakim de sadece avukatlara değil herkese karşı son derece yumuşak bir sesi tonu ve kibar bir dil kullanarak konuşuyor.

Dava dosyası olarak büyük ebatlarda kuşe kağıda basılmış içerisinde olay yeri fotoğrafları, haritalar, raporlar ve bir takım diğer bilgilerin bulunduğu adeta dergiye veya kitaba benzeyen basılı bir evrak kullanıyorlar. Bu dosya yargıcın, avukatların, jüri üyelerinin ve tanığın önünde bulunuyor. Avukatlar ise savunma yaparken ve tanığa sor sorarken özellikle dosyadaki belirli bir sayfanın açılmasını talep ediyor ve duruşmada herkes o sayfayı açtığında avukat o sayfada bulunan bir takım bilgilere atıflar yaparak ya savunma ya da çapraz sorgu yapıyor.

Avukatlar kimse müdahale etmeden çok uzun bir süre boyunca örneğin yarım saat boyunca aralıksız konuşuyor ancak kimse konuşmasını bitirmesi yönünde bir uyarıda bulunmuyor. Avukatlar ayrıca tanıklarını da kendileri çağırıyor. Avukat tanığın ismini söyledikten kadın mübaşir sessizce dışarı çıkıp tanığı içeri alıyor. Hakim, tanıkla fazla muhatap olmuyor ve neredeyse hiç soru sormuyor hiçbir yönlendirmede bulunmuyor. Tüm soruları avukatlar çapraz sorgu şekilinde sırayla tanığa yönlendiriyor ve soruları bittiğinde avukatlar teşekkür ederek yerine oturuyor. Ardından yargıç tanığa “geldiğiniz için teşekkür ederim” dedikten sonra tanık salondan çıkıyor. Yargıcın tanığa teşekkür etmesine böylşe bir uygulamaya alışık olmadığım için önce şaşırdım. Sonra düşündüm ve gerçekten tanık işinden gücünden zaman ayırıp zahmet ederek duruşma salonuna kadar geliyor ve bildiklerini anlatarak yargıcın ve de jürinin dava konusu olayı anlamasına ve çözümlemesine yardımcı oluyor. Bundan dolayı da bence gerçekten teşekkürü hak ediyor.

Yargıç duruşmada salonunda olan biten herşeyi çok fazla konuşmadan ve yönlendirmede bulunmadan pasif bir şekilde ama dikkatlice izliyor ve dinliyor. Duruşmayı yargıçtan fazla avukatlar yönlendiriyor desek pek yanlış olmaz. Zira avukatlar çok daha aktif bir rol üstlenip hangi tanığın ne zaman dinleneceğine ve tanığa hangi sorular sorulacağına kendileri karar veriyor yargıç ise sadece olan biteni izlemek ve dinlemekle yetiniyor.

Skype Video Kaydı ile Tehdit ve Şantaj

skype-santaj

Skype programı üzerinden video kaydı ile işlenen şantaj suçları özellikle son 5 yılda hızla yayılmıştır. 14 yıldan beri internet üzerinden işlenen tehdit ve şantaj suçları konusunda mağdurlara danışmanlık ve avukatlık hizmeti veren bir bilişim avukatı olarak son 4-5 yıldır Skype programı vasıtasıyla işlenen şantaj suçları hakkında çok sayıda dosya takibi yaptım ve şu ana kadar istisnasız onlarca kişiyi Skype şantajından sorunsuz şekilde kurtardım. Videosu yayınlanmadan bize başvuran hiç kimsenin videosu yayınlanmadan hukuki süreci bitirdim. Ayrıca videosu yayınlandıktan sonra bize başvuranların videosunu tüm internet ortamından anında temizleyip mağdurları bu sıkıntılı durumdan kurtardım. Bu suç tipi konusunda edindiğim tecrübelerin ardından Skype ile işlenen tehdit ve şantaj suçları konusunda uzman bir avukat olarak insanları bu suç konusunda uyarmak üzere “İnternet Yoluyla Tehdit ve Şantaj Suçu” başlıklı bir makale yayınladım.

Ancak sitemizdeki diğer makaleler gibi Skype şantajı konulu makalemi de yorumlu şekilde yani okuyup yeniden yazarak kopyalayan ve kendi sitesinde yayınlayan birkaç avukat (ki bunlardan birisi topu topo henüz 1 yıllık avukattır) söz konusu makalemi de kısmen ve yorumlu şekilde kopyaladı. Skype şantaj suçu konusunda hiçbir tecrübesi olmadığına kesin emin olduğum birkaç meslektaşımın bu şekilde makalemi dolaylı yoldan kopyalayıp insanları yanlış yönlendirmesi kınanacak bir davranış. Parantez içinde bu konuya değindikten sonra bu şekilde Skype yoluyla videolu şantaj suçu mağduru olup da bu konuda bizden hukuki destek almak isteyenlere bazı tavsiyelerde bulunmak isterim.

  • Skype şantajı konulu içeriğe sahip forum sitelerine güvenmeyin ve bu sitelerle asla bilgilerinizi paylaşmayın.
  • Şantajcı ile yazışmalarınızı asla silmeyin ve delil olarak saklayın.
  • Şantajcı size videonuzu veya videonun ekran görüntüsünü gönderirse bunu da silmeyin ve delil olarak tutun.
  • Şantajcıya ait tüm bilgileri (e-posta adresi, telefon numarası, Skype ID vs) not alın.
  • Failin bir sonraki hamlesini öğrenmek adına iletişim kanallarından birisinin açık tutulması faydalı olacaktır.

Eğer  bu suçun mağduru olan kişiler, henüz videoları yayınlanmadıysa ve yukarıda anlatıldığı şekilde delillerle birlikte bize başvuru yapılması halinde bu konuda kısa sürede kesin çözüm üretiyoruz ve hızlı sonuç alıyoruz. Ayrıca videonuz internet ortamına düşmesi halinde de video içeriğinin internet ortamından kaldırılması ve yeniden yayınlanmaması konusunda destek veriyoruz.

Bu tür şantaj suçlarında fail, mağdura hızlı ve yoğun bir psikolojik baskı yaptığından ve para gönderilmemesi halinde videoyu gerçekten hemen yayınladıkları için zaman kazanmak için failin oyalanmasını ve zaman kaybedilmeden bize başvurulmasını tavsiye ederim. Faile para ödemek sorunu çözmeyeceği gibi sorunun çözülmesini zorlaştıracaktır. Bu bakımdan prensip olarak şantaja boyun eğilmesini ve para gönderilmesini asla tavsiye etmiyorum ancak faili oyalamak mümkün değilse ve artık fail videoyu yayınlamak üzereyse sırf zaman kazanmak adına çok küçük bir tutar yatırılırsa çok ciddi bir problem olmayacaktır.

Skype şantajı suçu hakkında daha detaylı bilgi ve tavsiye almak ya da bu konuda kapsamlı bir avukatlık desteği almak isteyenler iletişim sayfasını ziyaret edebilir.

 Av. İlker Atamer 

Atamer Hukuk Bürosu