Nazi Casusu İlyas Bazna

İlyas Bazna

İlyas Bazna, ilginç yaşam öyküsü ile kitaplara ve filmlere konu olmuş son derece dikkat çekici bir isim ve İkinci Dünya Savaşı tarihindeki en kritik role sahip en efsanevi birkaç casustan birisidir. İlyas Bazna, 1904 yılında o dönem Osmanlı’nın Kosova vilayetine bağlı olan ve günümüzde Kosova’nın başkenti olan Priştine’de doğdu. Arnavutça ismi Elyesa olan İlyas Bazna, 14 yaşındayken doğduğu şehrin Sırplar tarafından işgali üzerine İstanbul’a göç etti. Bir süre Fatih’te askeri okula giden Bazna, İstanbul’daki Fransız askeri birliğinde çalışmaya başladı. Ancak yolsuzluk ve hırsızlıkla suçlandı ve Fransız Askeri Mahkemesi’nde yargılandıktan sonra Fransa’nın Marsilya şehrindeki bir hapishaneye gönderildi. Fransa’da çalışma kampı şeklindeki bir hapishanede 3 yıl yatan Bazna, hapisten çıktıktan sonra 2-3 yıl kadar Fransa’da bir motor şirketinde çalıştı. Fransa’da çalıştığı dönemde çilingirlik de öğrenen Bazna kilit açma yeteneğini hayatının ilerki döneminde casusluk yaparken fazlasıyla kullanmıştır. Bazna’nın gerek hapis yattığı gerekse çalıştığı Fransa’da Fransızca öğrenmesi de ona gelecekte elçiliklerde iş bulmasının kapısını açacaktı. Zira o dönemde diplomaside baskın dil Fransızca’ydı.

Bazna 1925 yılında Fransa’dan Türkiye’ye döndü bir süre farklı işlerde çalıştıktan sonra, hapis yattığı Fransa’da öğrendiği Fransızca sayesinde elçiliklerde kapıcılık, şoförlük, bekçilik gibi basit işlerde çalıştı. Bazna’nın ileride ünlü bir casus olmasının belki de bir nedeni de çok meraklı bir kişiliğe sahip olmasıydı. Nitekim Bazna, 1942 yılında yanında çalıştığı Alman bir işadamı ve elçilik görevlisinin mektuplarını gizlice okuduğu için kovulmuştu.

ilyas bazna

Fakir Aristokrat

İlyas Bazna, fakir bir ailede dünyaya gelmesine, hırsızlık suçundan hapis yatmasına ve avam bir hayat sürmesine rağmen aristokrat ruhlu bir insandı. Opera onun en büyük tutkusuydu. Gösterişli kıyafetler giymeyi ve lüks yaşam tarzını seviyordu. Nitekim Bazna’yı efsane bir casus yapan etmenlerden biri de onun bu kişilik özelliğiydi. Zira opera seven, lüks yaşama özenen birisi için para çok şey ifade ediyordu…

Casusluk Kariyeri

İlyas Bazna, bir gazete ilanında İngiltere Büyükelçliğinde görevlendirilmek üzere şoför arandığını görünce başvuru yaptı ve 1943 yılında İngiltere’nin Ankara’daki büyükelçiliğinde şoför ve uşak olarak çalışmaya başladı. Bazna, elçilikte bir süre görev yaptıktan sonra İngiliz büyükelçisinin kilitli evrak kutusu ile dolaplarını çilingirlik yeteneği ile açıp önemli belgeleri fotoğraflamaya başladı. Ardından 2 rulo filmi alıp Almanya Büyükelçiliği’ne götürüp, elindeki gizli belge niteliğindeki filmler  için 20.000 Sterlin para istedi. Almanlar İlyas Bazna’ya istediği parayı ödedi ve o tarihten sonra Nazi Almanyası Bazna ile sürekli para karşılığı çalışmaya başladı. Bazna böylece İngiliz büyükelçinin çalışma ofisindeki, kasasındaki ve arabasındaki belgeleri gizlice fotoğraflayıp Almanlara iletmeye başladı ve bu casusluk serüveni 1945 yılında Almanlar İkinci Dünya Savaşı’nda mağlup olana dek sürdü.

İlyas Bazna’nın İngilizler’den gizlice alıp Almanlar’a verdiği bilgiler o kadar özel ve kıymetliydi ki, bir ara Almanlar Bazna’nın ikili oynadığını ve İngilizler’in kendilerini yanlış yönlendirmek (dezenformasyon) için Bazna’yı kullandıklarını düşündüler. Gerçekten Bazna’nın getirdiği bilgiler Berlin’de şaşkınlık yaratıyor ve “gerçek olamayacak kadar güzel” olarak yorumlanıyordu. Ancak Bazna ikili oynamıyordu ve verdiği bilgiler hem doğruydu hem de gerçekten Almanlar için olağanüstüydü.

Almanlar’ın şifreli mesajlaşma makinesi Enigmayı kıran ve Almanlar’ın mesajlaşma trafiğini okumaya başlayan İngilizler, Türkiye’nin İngiltere Büyükelçiliği’den Almanlar’a bir istihbarat sızıntısı olduğunu fark etmişti ancak sızıntının kaynağını bir türlü bulamıyorlardı. İngiltere’nin Türkiye Büyükelçiliğinde de bir sızıntı olup olmayacağına dair gizli soruşturma yapıldıysa da tamamen cahil ve aptal bir portre çizen ve İngilizce bildiğini hiç belli etmeyen İlyas Bazna, hiçbir zaman İngilizler’in  şüphesini çekmedi ve yakalanmadı.

Çiçero kod adlı İlyas Bazna’nın Almanlara verdiği en hayati gizli bilgi ise, Amerikan ve İngiliz kuvvetlerinin Avrupa’ya Normandiya üzerinden çıkarma yapacağı (D-Day) bilgisi ile çıkarma hazırlıklarını kapsayan Overlord harekatının detaylarıydı ki savaşın kaderini değiştirebilecek kadar kritik olan bu bilgiyi Alman Genelkurmayı inandırıcı bulmadı. Eğer Almanlar Çiçero’nun verdiği bilgiyi dikkate alsaydı İkinci Dünya Savaşı kesinlikle 1945 yılında bitmez ve daha da uzardı.

Kod Adı: “Çiçero”

Sebebi bilinmiyor ancak o dönem Almanya’nın Türkiye büyükelçisi olan Franz Von Pappen, İlyas Bazna’ya “Çiçero” kod adını vermişti. Almanlar İlyas Bazna’yı “Çiçero” kod adıyla anıyordu ancak kendisi bunun farkında değildi. Zira kod adının Çiçero olduğunu ancak savaştan 5 yıl sonra 1950 yılında eline geçen Nazi belgeleri sayesinde öğrenmiştir.

İlyas Bazna’yı Efsane Bir Casusa Dönüştüren Nedenler

Bazna’nın hırsızlık suçu nedeniyle aldığı cezayı çekmesi için Fransa’ya gönderilmesi ve orada öğrendiği Fransızca sayesinde elçiliklerde iş bulabilmesi.

Bazna’nın yine Fransa’da çalıştığı dönemde çilingirlik ve kilit açma konusunda uzmanlaşması ve bu yeteneğini kapı, çekmece ve dolap açmada kullanması.

Bazna’nın lüks yaşama ve dolayısıyla paraya düşkün olması.

İlyas Bazna neden İngilizler aleyhine Almanlar için casusluk yaptığını açıklarken, İngilizler’i babasının ölümünden sorumluğu tuttuğunu belirtmiştir. Ancak tarihçilerin çoğu Bazna’nın bu gerekçeyi, yaptığı casusluğu meşrulaştırmak için uydurduğunu ve casusluk motivasyonunun altında yatan asıl nedeninin açgözlülük ve para hırsı olduğu görüşündedirler.

Bernhard Operasyonu

Almanlar, İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiliz ekonomisini çökertmek için dünyada eşi görülmemiş sinsi bir plan hazırlamıştı. Buna göre, Almanya sahte İngiliz Sterlini basarak piyasaya sürüp Sterlin’in değerini düşürecek ve alım gücü zayıflayan para birimi nedeniyle İngiliz ekonomisi zayıflayacak ve Almanya’ya karşı yürüttüğü savaşta ekonomik olarak güçsüz hale gelecekti. Bernhard Operasyonu olarak anılan bu plan kapsamında Almanya 1940 ile 1945 yılları arasında 300.000.000 değerinde sahte Sterlin banknot bastırmıştır.

Peki İlyas Bazna ile ilgili bu yazıda niçin Bernhard Operasyonu’na değindim? Sebebi şu: İlyas Bazna hayatını ve onurunu riske atıp yıllarca Nazi Almanyası için gizli casusluk yapıp Almanya’dan peyder pey yüklü bir para almıştı. Yıllarca casusluk yaparak verdiği gizli bilgi ve belgelerin karşılığı olarak Almanlar’dan alıp biriktirdiği ve toplam değeri 300.000 Sterlin (1.2 Milyon USD) olan paranın çok büyük bir kısmı işte bu Bernhard Operasyonu için basılan sahte paralardan oluşuyordu! Çok zeki ve kurnaz bir casus olan Bazna, Almanlardan aldığı İngiliz Sterlini banknotlarının sahte olduğunu aklına bile getirmemişti. İlyas Bazna sahte paralarla kandırılıp yıllarca bir hiç uğruna Naziler’e casusluk yaptığını ancak savaşın sona ermesinden sonra biriktirdiği casusluk paraları ile Ankara’da bir otel yaptırmak istediğinde paraların sahte olduğu kendisine söylenince anlamıştı. Hatta Bazna, Naziler’in verdiği paranın sahte çıkmasının şokunu bile atlatamadan bu sefer de sahte paraların kaynağını açıklayamadığı için bu paraları bastığı düşünülerek kalpazanlık suçu nedeniyle bir de hapse girmiştir. Ama Naziler tarafından dolandırılan tek casus İlyas Bazna değildi. Hitler’in Komandosu Otto Skorzeny başlıklı yazımda detaylı olarak anlattığım Mussolini’nin Naziler tarafından kaçırılması operasyonunda Mussolini’nin İtalya’da tutulduğu otelin bilgisini veren İtalyan casuslara da aynı şekilde sahte İngiliz Sterlini ile ödeme yapmıştı Naziler…

İlyas Bazna’nın Almanya Serüveni

ilyaz bazna

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sahte İngiliz Sterlinleri nedeniyle hapis yattıktan sonra dışarı çıkan İlyas Bazna 1950 yılına kadar İstanbul Aksaray’da ailesiyle yaşam sürmeye devam etti ve geçimini şarkıcılık dersleri vererek, gece bekçiliği yaparak ve ikinci el oto alım satımı yaparak sağlamaya çalıştı.

1960 yılında Almanya’ya göç eden İlyas Bazna burada da bir süre gece bekçiliği işi yaptı ve ayrıca Batı Almanya Cumhuriyeti’ne dava açarak Nazi Almanyası döneminde kendisine ödenen paraların sahte çıkması nedeniyle tazminat talep ettiyse de sonuç alamadı.

İlyas Bazna, kendisinin sıradışı ve dikkat çekici yaşam öyküsünü öğrenen ve hayatını kitap olarak yazmak isteyen bir Alman yazar ile anlaşarak “Ben Çiçero’ydum” isimli bir kitabı birlikte yayınladılar. Ayrıca “5 Fingers” isimli bir filme de konu olan İlyas Bazna gerek filmden gerekse kitabın telif hakkından ciddi bir gelir elde etti. Böylece gerçek yaşamında hayatını riske atarak ve casusluk yaparak kazanamadığı paraları, anıları üzerinden kazanmayı başardı.

Çiçero, 1970 yılında uğruna casusluk yaptığı Almanya’nın Münih şehrinde böbrek yetmezliği nedeniyle öldü.

Av. İlker Atamer

 

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir